21 Kasım 2009 Cumartesi

Necip Fazıl'ın Poetikası Üzerine Ders Notları

(Haşiye: Öncelikle şunu hemen belirteyim; bu çalışma Poetika'nın genel bir görünümünü sunmaktan öteye gitmez. Metnin orijinalini okumak, şiire veya "sabık şair"e meraklı herkes için çok daha faydalı olacaktır. Metnin orijinali nerde mi? Hemen kütüphaneye gidiyorsunuz, Çile'nin herhangi bir baskısını elinize alıyorsunuz...İşte tam karşınızda...)

TANIMLAR, TARİFLER, TARİHLER ARASINDA KÜÇÜK BİR SEYAHAT

Poetika; Fransızca poetique, İngilizce poetic,Latince poetica diye yazılıyor. Biz galiba Latince telaffuzunu yazıya geçirip almışız.Ancak kelimenin terim anlamıyla Fransızca'dan geçmiş olması kuvvetle muhtemel.Poetika nedir? Nelerle Uğraşır? Necip Fazıl'ın poetikasını incelemeden önce buna bakmak lazım.

Poetika, vaktiyle Fransızca'da estetik felsefesine yakın bir karşılıkla kullanılırken bir müddet sonra "şiir estetiği" ya da "şiir sanatı" gibi bir anlama kavuşmuş. Poetika; şiirin tarifinden başlayarak onun her türlü şekil özelliği, manası, muhtevası; şairin şiir karşısındaki durumu, yaratıcılığı ve özgünlüğü gibi şiirle uzaktan yakından ilgili herşeyle ilgilenen bir düşünce biçimidir.Poetikaya bir nevi şiir teorisi gözüyle bakmak yanlış olmaz.Bu türde müstakil olarak verilen ilk eser Aristo'ya aittir ve "Poetika" adını taşır.(M.Ö.344) Benzeri eserleri Horace, Claudel ve Max Jacop gibi entelektüeller de vermiştir.

Türk edebiyatında Tanzimat'tan başlayarak makaleler ve özellikle önsözlerde kendine yer bulmuştur poetika.Ahmet Haşim'in "Şiir Üzerine Bazı Mülahazalar" adlı yazısı Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatı araştırmalarında sıkça anılır. "Garip" önsözünde Orhan Veli'nin bir başkaldırıya dönüşen düşüncelerini de bu türden saymak pekala mümkündür.Nihayetinde belki en kapsamlı olan poetika ise Necip Fazıl'ındır.Onun orijinal üslubu ile ruhundaki büyük tirajediden doğan bu fikir koşusu şiirin ve şairin ne olduğu veya ne olması gerektiği sorularından başlayarak bütün bir şiir evrenini kuşatır.

POETİKA: ŞAİRİN TEFEKKÜR UFKU

Poetika'nın temeli, şairin 1936 yılında çıkardığı Ağaç Mecmuası'nda şiir üzerine yazdığı makalelerle atılır. Metin ilk defa 1955'te çıkan Sonsuzluk Kervanı'nda tam olarak okuyucunun karşısına çıkar. Sonsuzluk Kervanı o güne kadar yayınlanan şiirlerin toplandığı ilk kitaptır. 1962 yılında şairin yegane eseri olan Çile yayınlanır ve bu tarihten sonra Çile'nin tüm baskılarında Petika metni kendine yer bulur.

Şairin şiir hakkındaki fikirlerini anlamak için temel metin olan Poetika, toplamda on dört bölümden oluşur. Ancak bu çalışmada Osman Özbahçe'nin konuyla ilgili makalesi temel alınmıştır ve Poetika'nın ilk dokuz bölümünde nelerden bahsedildiği kısaca açıklanmıştır. Varılan neticeler yanlış da olabilir,neticede bu bir yorum yazısı.Poetika'yı anlamak için kendisini okumanın kıymeti tartışılmazdır.Ancak konuya ilgi duyanlar için bölümleri şu şekilde açıklayabiliriz:

1)Şair; fütürist ve dadaistlerin iddia ettikleri gibi şuursuz bir varlık değildir. Edilgen değil etkendir.Yani şiiri şuursuzca değil tam bir şuurla inşa eder. Şiirde en önemli hususlardan biri de şairin şiirine bu etken şahsiyeti yansıtabilmesidir.(Tartışmalarda şahsiyetini öne çıkarması yüzünden bencil olmakla eleştirilen bir şair olarak N.Fazıl'a bir de burdan bakın.Onun önem verdiği öz benliği değil bir şair olarak şahsiyetiyle var olmaya çalışmasıydı.)

2."Şiir mutlak hakikati arama işidir.O hakikat de Allah'tır."Demek ki şiirde şairin temel görevi belli bir arayış halinde olmak.Ama mutluluğu hazzı, kederi değil;mutlak bir hakikati, Allah'ı aramak.

3.Şair şiirinde somuttan soyuta gitmelidir.Somut gerçeklik veya mecazlar içinde soyut fikirler olmalıdır.Soyutu yakalamaktır önemli olan.Bir önceki bölümde anlatılanlarla ilişkilendirildiğinde aslında şaşırcak bir şey yok.Çünkü şiirin temeline zaten Allah'ı arayışı koyuyor şair.

4.Simge rastgele doğmaz.Bu doğuşun kaynağı şiirin iç ve dış yapısı arasındaki ilişkidir.Şairin bu noktadaki görevi ince bir üslupla bu simgeleri şiirinde kullanmaktır.

5.Duygu da düşünce de tek başına işe yaramaz.Bunların ikisi şair tarafından uygun oranlarda karıştırılarak şiire yerleştirilmelidir.Bu bölüme bakınca da "Güneş altında söylenmemiş söz kalmamıştır." kaidesinin nasıl aşılabileceğini görüyoruz.Çünkü anlatılmayan duygu ya da anlatılmayan fikir kalmadığına göre yeni terkipler aramak gerekecektir tabiatiyle.

6.Muhtevanın okura sunumu ile şiirin fonetik-estetik yapısı şiirin biçimini oluşturur.Demek şiirin biçimi deyince üç şey anlaşılacak; sunum,fonetik,estetik...

7.Şiirin biçimi muhtevayı ayakta tutan bir omurgadır. Bu yüzden biçimsiz şiir olmaz. Bir resmin bir heykelin hatta bir musiki eserinin bile biçimi olduğu gibi şiirin de bir biçimi olmalıdır. Burda da Gaipçiler'in fikirlerine bir karşı koyuş görülüyor. Şair,biçimi şiirin vazgeçilmezlerinden biri olarak kabul ediyor.

8.Vezin konusunda ise şair neden hece vezninde ısrarcı olduğunu açıklıyor.Onun heceye olan tutkusu Memleketçiler gibi kuru bir halkçılıktan değil oldukça teknik bir kaygıdan dolayıdır.Çünkü diğer vezin anlayışlarından serbest vezin veya vezinsizlik muhteva ile şekil bağını koparmaktadır.Aruz ise ahengi yapay olarak sağlamakta,kulağa tabii gelmemektedir.Ayrıca aruz kendine has bir medeniyet dairesinde gelişip yaygınlaşmıştır.Günümüzde ise aruzun yaşayabileceği bir kültürel ortam kalmamıştır.Heceye gelince o; bu iki anlayışın kusurlarının birer kabiliyete dönüştüğü bir vezindir.Hem doğaldır,ahengi kurmada şaire kolaylık sağlar ve muhteva ile şekil bağını kuvvetlendirir.Bu nedenle şiire en uygun vezin hecedir. (Bir önceki bölümdeki görüşler ışığında buraya bakılırsa vezinsiz de şiir olamayacağı,vezinsiz yazılan eserlerin şiir sayılamayacağı savunuluyor denebilir.)

9)Şiir toplumun yarınları için bir gelecek rüyasıdır. Bir toplumun tarih içinde geçirdiği bütün evreler o toplumun ürettiği şiirlere bakılarak anlaşılabilir.Bu nedenle şairin omzunda toplumundan kopmama gibi büyük bir yük durmaktadır.Bu görüş ise bize Necip Fazıl'ın ömrünü adadığı mücadelesinin esasını veriyor.Şairim diyorsa toplumun yaralarına sırtını dönemezdi.Nitekim dönmemiştir de.

Tavsiye Eserler:
*Poetika konusunda ayrıntılı bilgi için Orhan Okay'ın Sanat ve Edebiyat Yazıları kitabında yer alan "Şiir Sanatı Üzerine" başlıklı makalesine bakılabilir. (Dergah Y. İstanbul 1998,sh.34)
**Poetika hakkında daha derli toplu bir makale okumak isteyenler Osman Özbahçe'nin Üstadın Poetikası başlıklı makalesine müracaat edebilirler.
***Cumhuriyet Dönemi Türk Şiiri'nde poetika için ise yine Orhan Okay'ın Poetika Dersleri adlı kitabı incelenebilir.

Hiç yorum yok: